ALTININ TARİHÇESİ
Sahne 1: “İlk Buluşma”
Ekranda eski mağara çizimleri, doğal altın parçaları...
İnsanlar altını yaklaşık 6 bin yıl önce keşfetti.
Ve eminim şu sahne yaşandı:
“Hmm… Parlıyor… Güzel… Bu kesin özel bir şey.”
Ve o gün bugündür insanlar altını seviyor. Hatta “ilk görüşte aşk” desek yeridir.
Sahne 2: Antik Mısır’ın Altın Takıntısı
Firavun mezarları, altın maskeler…
Mısırlılar altına bayılıyordu.
Öyle böyle değil—takıntı seviyesinde!
Firavunların mezarlarını altınla doldurdular. Çünkü onların inancına göre öbür dünyada altın “VIP üyelik kartı” etkisi yaratıyordu.
Sahne 3: Krallar, İmparatorlar ve Altın Gücü
Altın zamanla güç, zenginlik ve prestijin sembolü oldu.
Krallar altın taç taktıkça kendilerini daha “kudretli”, halk ise “bizim halimiz ne olacak?” diye düşünür oldu.
Ama bir gerçek vardı:
Altın nereye giderse değerli olurdu.
Sahne 4: Orta Çağ – Hazine Avcıları Devri
Korsan haritaları, X işaretleri…
Orta Çağ'da altının hikâyesi tamamen macera filmine döndü.
Korsanlar haritalara koskoca X koyup hazineleri sakladı.
O gün bugündür herkes şu sorunun peşinde:
“Bu X işareti tam olarak nereye denk geliyor ya?”
Sahne 5: Bugün – Modern Zamanlarda Altın
Altın bilezik görüntüleri, bankalar, kasalar…
Bugün altın hâlâ hayatımızın en parlak aktörlerinden biri.
Düğünlerde takılır, kasalarda saklanır, yatırımda güven verir.
Çünkü altın bize hep aynı mesajı verir:
“Ben kolay kolay düşmem, zamanla değerlenirim.”
İşte altının binlerce yıllık yolculuğu böyle…
Krallar, korsanlar, medeniyetler değişti ama bir şey hiç değişmedi:
Altın hep parladı.
Ve insanlar o parıltıyı hiç bırakmadı.
Türkçe
English 